Ütopyamın Kapısı


Bu gece ütopyamın kapısını bulamıyorum.
Uzaklaşamıyorum, sanki…
Gökyüzünün belirli bir noktasından aşağıya düşüyorum.
Aklımın odalarında, aklımın oynatıldığı tiyatrolar görüyorum.
İnsanların gözlerinde anlamak istememe hastalığı…
Ütopyamın kapısını bulamıyorum.
Büyük ihtimalle yastayım.

Kalbimin içinde iskeletsiz kelebekler cehennem inşa ederken,
sana baktığımda boyun kıvrımlarındaki cennete taşınmak için Tanrı’yı ikna ediyorum.
Sana dokunduğumda düşünebilme yetim kendini bırakıyor.
Binlerce uyuşturucu kullanmış gibi hissediyorum.

Dudaklarımı boynuna miras bırakmayı,
ses frekanslarında kaybolmayı planlıyorum.
Bütün insanlığı, göz göze geldiğimizde siliyorum.
Gözlerinin kenarındaki kırışıklıklara
anbean ant içiyorum.
Çünkü bu hayal kuraklığını biraz seninle, biraz da şaraplarla ıslatıyorum.

Bu gece ütopyamın kapısını bulamıyorum.
Ölmüş olmayı dilememe ramak kaldı.
Birisi benden önce oraya girmiş olmalı.

Ütopyama,
karanlığıma,
iç dünyama…

Birisi girmiş ve kapıyı, bulamayacağım bir yere saklamış olmalı.
Hayallerimi, kalbimi, seni, göz altlarımı, sarhoşluğumu, çocukluğumu orada bıraktım.
Onlara bir daha ulaşamayacak mıyım?

Tanrım!
Yoksa seninle bir daha uğraşamayacak mıyım?

Bu gece
ütopyamın kapısını bulamıyorum.
Muhtemelen
körkütük sarhoş
olmalıyım.

BirParanoid sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin