Uçurum

Kendimi hiç inanmadığım bir şey uğruna kandırılmış gibi hissediyorum. Suçlu hissettiğim hâlde birilerini suçluyorum. Tanrım! Bu uçurumu bir yerden tanıyorum!

Ruhumun salıncaklarından düşmüş gibiyim ve zinciri kimin kestiğini, aynaya bakmadığım zamanlarda anlayamıyorum. Sonuçta kendini öldürmüş birini katil diye yargılaman ve hâlâ yalnızlığı insanlarla algılaman beni gülümsetmek üzere. Sarhoş olmasaydım yüzüm, şu gülümsemeyi çoktan çıkarıp fırlatırdı.

Bu yüzden birçok şeyin sonu gelmiyor. Her şey o kadar sahte ki ilaçların verdiği sanallık hissi bile sorun olmuyor. Yalnızca sonu olmayan şeylere güveniyorum. Bu yüzden evrene karşı sonsuz bir sevgiye sahibim. Onsuz bir cennete “hayır” diyebilirim; zaten bu cehennemde ruhsuz hâlde yeterince yaşadım.

İntihar dürtümden yüksek gökdelenler yapıp yüreğimin bodrum katındaki sahte duygu tüccarlarının odalarına atlamak istiyorum. Yüzümdeki maskeleri değiştirirken yakalandığım gölgeler, pandomim gösterileriyle aklımın içinden kurtulmak istediklerini anlatıyor. Gözlerimden düşürdüğüm insanlar omuzlarıma tutunuyor, içimden attıklarım dibimden ayrılamıyor, içimdeki Şeytan dışıma gülüyor. Çünkü taşıdığım en büyük yük, aştığım dağlar koleksiyonum ve tek sorunum, rüyalarımın iş birliğine yanaşmaması.

İyi ile kötü arasındaki çizgiden sarhoş olduğum için yürüyemiyorum. Hâlâ biraz anlayışı hak ettiğimi anlatamıyorum. Çoktan bitirdiğim bir yarışın sona ermesini bekliyorum. Yoksa bu kırmızı kurdeleleri ben mi kesmeliyim?

Sarhoş bir rüzgârım;
fırtınalara katılamam, özgürlüğe esmeliyim.
Rotasını kırıp atmış bir gemiyim;
limanlar ilgimi çekmiyor.

Yeterince güçlüyüm çünkü kimse ne bildiğimi bilmiyor. Tanrı’nın en sevdiği piyonuyum; şahlarla dalga geçiyorum. Ben yalnızca sessizliği seviyorum çünkü o, sözümü hiç kesmiyor.

Uzaklaşabildiğim tek yer, gözlerim kapandığında gördüğüm o karanlık. Bazen onu görmeye bile kadrajım yetmiyor. Göz kapaklarımı kaldırması için hayal gücümden bir güç istiyorum. Hayat, beni kandırmak için bir şans daha istiyor, Tanrım. Neden böylesine umarsız?

Yükseklik korkum olduğunu öne sürüp gökyüzüne bir daha gelemeyeceğimi söylüyorum. Sanki gökyüzüm ağlıyor; yağmursuz, hatta bulutsuz…

Salgın bir hastalıktan kurtulmuş tek insan gibiyim.
Hiç kimse izlemiyormuşçasına yaşıyorum.

İyi geceler, karanlık.

BirParanoid sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin