Kim’liğim II

Ben, içini dökerek rahatlayan insanlardan değilim. Birilerini mutlu etme amacıyla da yaşamıyorum. Olağanüstü hırslara sahip değilim ama istediğim birçok şey var. Sizin değer olarak varsaydığınız şeyleri kendime göre kodlayıp önem sırasını değiştirdim. Noktalama işaretlerine uyacak kadar iyi bir insan da olamadım hiç. Dürüst olmadığım konusunda da garanti verebilirim. Referansım bile olabilir belki: “Şeytanlar.”

Ama içimdeki şehrin atmosferi bitti. Nesli tükenmiş şeyler hissediyorum. Anlamamanı anlayışla karşılayabilecek kadar üşengecim. Dünya gri ve gözlerimde gökkuşakları var. İnsanların içinde, içinde bir dünya taşıyan siyah deri ceketli bir adamım. Ne olduğumu anlatsam yüzlerce roman yazmam gerekir; ne istediğimi yazsam boş bir sayfa yeter. Sadece bir dakikalığına ruhumda bir yara açmanı ve o kapıdan girmek istemeni izlemek istedim. Tanrı’yla aramdaki çekim gücünü, ölümü övüp duran birkaç antidepresana anlatırken dünyevi duygularıma utanmalarını emrettim.

Eskisi gibiydim. Bugün bütün gün bunu düşündüm. Değişime uğramayan bir düşünce makinesi gibiydim. Popüler kültürün öldürdüğü insanların sevdiği bir adam olarak uyandım belki bu sabah. İlgiden nefret ettim. Gereksiz ilgiden. “Eskiden” diye başlayan her cümleden nefret ettiğim kadar.

Aslında neden bu kadar az kadın sevdim? Açıklaması yok bunun. Açıklaması olmayan her şeyi çok sevdim. Bana hiçbir şey sormayan kadınları sevdiğim gibi. Zippo’mu sevdiğim gibi sevdim. Beck’s’i sevdiğim gibi. Evimdeki tek dostum ve sevgilim olan kırmızı Japon balığımı sevdiğim gibi.

Belki yarın ve öbür gün yine aynı adam olacağım. Çevremdeki insanlar değişecek. Yeryüzü değişecek. Kadınlar değişecek. Müzikler değişecek. Popüler kültür değişecek. Televizyon şovları değişecek, rüyalar grileşecek; ama hayallerim, hissetme yetim, kendi doğrularım ve benliğim bununla savaşacak.

Gözlerimin arkasından bakacak olursak eğer, “mutlu olduğun” şeyleri hiç düşündün mü? İnsanların önüne geçmek için çalışıyor, para kazanıyor, lüks arabalara binip güzel kadınlarla olmak istiyorsunuz. Bunların hepsi, insanlarla iç içe olduğunuzu sandığınız sanal bir yarış yüzünden.

Bense bu yarışı patlamış mısırla izleyen şişman, gözlüklü, sivilceli bir çocuk gibiyim. Gülümsüyorum. Öyle bir gülümsüyorum ki dişlerimi değil, diş etlerimi de görüyorsunuz. Bana nasıl imrendiğinizi kendinize itiraf edemiyorsunuz. Evet, haklısınız; insanları yargılayacak kadar önemsemiyorum. Hatta insanların beni sevip sevmemesiyle de pek ilgilenmiyorum.

Kabul ediyorum, aklımın içinde bir tımarhane var ve düşüncelerim orada yatan ölümcül hastalar. Hepsi, hasta olmadığını ispat etmek için beynimi ele geçirmeyi; yani o tımarhaneden kurtulmak için orayı yönetmeyi amaçlıyor.

Bense edebiyat fakültesi mezunu bir doktorum.
Yazdıklarım ise potansiyel otopsi raporum.

BirParanoid sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin