PARANOID

hiç kimse izlemiyormuş gibi yaşa, hiç kimse yokmuş gibi sev

bir-paranoid-ve-tanrı

Tanrım,
Soru işaretlerinden bir mezar yap bana,
ve oraya göm bütün düşüncelerimi.
gökyüzünde yer kalmayana kadar,
sonra dokunduğum tenlerden bir tımarhane yarat.
geçmişimin kendini iyi hissedeceği bir yer olsun.
boş bi zamanında, pusulaları birleştir ve
gittiğim yönde zamanı öldür.
araf hiç bu kadar çekici gelmeyecektir bana.
masallara artık beni kandıramayacaklarını anlat.
ifadesizliğe içelim.
ama en önemlisi
dudaklarımdan çıkan her cümle için derin çukurlar kaz,
okudukça düştüğün. düştükçe üşüdüğün.
hatırlanmak istemiyorum,
hiçliği, yüklediğim anlamların üzerine ört
ve benden geriye bişey bırak.
hiçlik.
çünkü ben bazı şeyleri hatırlayamayacak kadar içtim.

ve ilham perilerim hala suikaste meğilli. 

Tanrım,
sesim, frekanslardan nefret ediyor.
parmak uçlarımla ten uyuşmazlığı yaşıyoruz.
gözlerimse hala karanlıkta yıkanmak istiyor.
omuzumdaki cennetler terkedilmiş,
ve zihnimde tanımsız bir hastalık, devriye geziyor.
hiç kimse bilmiyor ama herkes bunu seziyor,
kimliğimi , kabullenmiyorum.
ismim,
tanımsızlaştırılsın,
insansız v tanrısız.

Tanrım,
herşey için fazlasıyla yaşlı
ve fazlasıyla yaslıyım.
posta kutuma
zarflarla
zaaflar bırak .

Tanrım,
bazen kayıp bir parçamın olduğunu düşünüyorum,
hiç gitmediğim ve hiç gidemeyeceğimi düşündüğüm bir yerde.
sanki o parçamla aramda binlerce insan, binlerce şehir, binlerce okyanus ve bir kaç gökyüzü varmış gibi,
kaç gökyüzü sığdırabilirsin ki o kayıp parçanla arana?
sanırım ben bir kaç tane sığdırmışım.
ve eskizsizliğim,
eksikliğinden.
bunu hiç anlamamışım.