PARANOID

hiç kimse izlemiyormuş gibi yaşa, hiç kimse yokmuş gibi sev

belki

Belki

1 Nisan 2019

Tanrı, sık sık yüreğimde kıyametin tatbikatını yapardı,
başka açıklaması olamazdı bu hissedişlerin,
olsaydı da, çekerdim elimi kalemden ve cümle mühendisliğine nokta koyardım.
sonra belki cümlelerimi durdurmaya gücü yetmeyen noktalar tarafından cehenneme kaçırılırdım,
noktaları suçlamamalı.
gökyüzünüzü zincirlemek isterdim ütopyama,
ve dokunmak istemezdim,
kaçırdığınız bakışların saklandığı “sakat umut”larınıza.
ne güzel susardık karşılıklı, söylemek istediğimiz şeyleri saklayıp,
egolarımızı sırtımıza alıp,
herşeyi yanlış anlardık kusursuzca,
sonra rollerimizi ezberlerdik,
ki, onları da biz yazmadık.
belki bi ara hatırlayabildiğimiz yalanların, hitap yeteneğini kutlardık,
kandırılışımızın doğum günlerinde,
şampanyalarımızı göz yaşlarımızla doldururken, kaçamak bakışlar atardık,
sarhoş olmak bile çekici gelmediğinde,
belki “bu işte başka bi iş vardır!” umuduyla dönerdik evlerimizin bizi hiç bir yere götürmeyeceğine yemin etmiş yollarının üstünden,
belkide hiçbişey yokmuşçasına salınırdık sarhoşluğumuzun en ölümcül gülüşlerinden,
geriye neden dönmediğimizi hatırlardık, “sırf çok fazla ileri gittiğimizden,”
yüzümüzdeki şehirlere yağmurlar yağana kadar bakardık,
cehennemin balkonlarında sigaralarımızı yaktıktan sonra.
birbirimize.
içimizde sıkışmak olmazdı rahatsızlığımız,
artık evimizde bile kendimizi göremezdik, aynaların dilini kopardığımız.
aynılığı seçtiğimizden mi ölüme karşı bu saygımız?
ayrılığı seçemediğimizden mi, her boktan şeye,
alıştığımız.
yarı tanrı doğup,
köle gibi ölmekle,
bu denli meşgul olmasaydık.