PARANOID

hiç kimse izlemiyormuş gibi yaşa, hiç kimse yokmuş gibi sev

hi.

Hiç

27 Haziran 2018

hiç olmadığım kadar yazma isteğiyle doluyum,
ama hiç olmadığı kadar isteksizim okumak için,
ve bu aralar hiç olmadığım kadar tatsızım,
gökyüzü hiç olmadığı kadar yapay!
cümlelerim hiç olmadığı kadar devrik,
dünya hiç olmadığı kadar umrumda değil,
kalbim hiç olmadığı kadar derinlerde
dudaklarımın hiç olmadığı kadar yalana ihtiyacı var,
sigaralar hiç olmadığı kadar sahtekar,
ilaçlar hiç olmadığı kadar sanatkâr aklımın içinde!
konuşmak hiç olmadığı kadar anlamsız,
herşey hiç olmadığı kadar aynı,
sıradanlık hiç olmadığı kadar kollarımdan geçiyor,
karanlık hiç olmadığı kadar gözaltlarımı istiyor.
ve “o” hiç olmadığı kadar uzak,
hiç olmadığına inanılacak kadar..

hiç olmadığım kadar piç gibiyim,
bu yüzden yarın hiç olmayacakmış gibi içmeliyim,
müzik hiç olmadığı kadar sevgilim,
sevdiğim hiç olmadığı kadar sevgisiz.
sevgi hiç olmadığı kadar tehditkâr ve boş.
boşluk hiç olmadığı kadar büyük, gökyüzünü ele geçirmiş!
bulutlar tutuklanmış,
hayaller müebbet yemiş!
sessizlik hiç olmadığı gibi silah doğrultuyor kulaklarıma,
evim hiç olmadığı kadar sırlarımdan bıkmış
yalnızlık hiç olmadığı kadar hafif bir yük omuzlarımda.
herşeyin sonu bir masala çıkıyor,
ve herşeyin başlangıcı bir şiir oluyor.
Bir masala inanmak, hiç olmadığı kadar tatlı.
bir şiire dokunmak, hiç olmadığı kadar intahar
bir yalana inanmak, hiç olmadığı kadar zorundalık!
yaşamak için.

hiç olmadığım kadar insansızım,
ve bundan hiç olmadığı kadar hoşnutum,
dört yanı fırtınayla çevrili bir uçurumum,
çemberim hiç olmadığı kadar dar,
ve duvarlarım hiç olmadığı kadar uzun,
hiç olmadığım kadar kendime sadığım
kıyıdan hiç bu kadar uzaklaşmamıştım,
ve hiç olmadığım kadar tanrının yakınındayım,
en yakınım, hiç olmadığı kadar en uzağımda.
uzaklara gitmek için hiç olmadığım kadar yorgunum,
hiç olmadığım kadar yorgunum,
kendimi paylaşmak için.
bu yüzden
hiç olmadığım kadar suskunum,
artık hiç olmadığım kadar zor sarhoş oluyorum,
insanları hiçleştirip,
içindeki herkesliği görene kadar iki yudum alıyorum.

tüm bu kaosun içinde,
küçük bir hiç olmadığımı biliyorum
ve sadece babamla bir anı istiyorum, hiç olmadığı için.
hiç olmadığım gibi farklı hissediyorum
çünkü her şey hiç olmadığı kadar
“hiç”