PARANOID

hiç kimse izlemiyormuş gibi yaşa, hiç kimse yokmuş gibi sev

sonbahar

Sonbahar

4 Ağustos 2017

bazen hiçbir şey yazasım gelmiyor, sanki kalemim ve bilinçaltımın arası açık. Yüzüm gökyüzünden sallandırılmış gibi. Hüzün tarafından tecavüze uğramış bir akşamüstüyüm. bir bulut tarafından takip ediliyor gibiyim. içinde yağmurlar saklayan bir bulut.
rüyalarımın bana bişey anlatmaya çalıştığı bir zaman dilimindeyim. Rüya günlüğü tutuyorum.
Her uyandığımda, 2 cümlelik bir şiir yazıyorum baş ucuma.

Rüyalar, ne anlatabilir ki? Rüyalar suskundur. Rüyalar tutarsızdır. Rüyalara güvenemezsin. Rüyalar, içinde öldürdüğün şeylerin seninle dalga geçtiği bir senaryodur. Rüyalarla arkadaşlığımı çocukken bırakmıştım. En kötü arkadaştır onlar aslında.

Gözlerimin dalıp gittiği hayal çukuru.
Bunu her yaptığımda bir yaprağım daha düşüyor.
Her yazdığımda, bir yaprağım düşüyor.
toprağa öylesine bağlı ki köklerim,
bu benim en büyük devrimim, yapraklarımı dökmek.

bir bulut olarak doğsaydım. gökyüzüne birleşik ya da gökyüzünün kavalyesi olsaydım. Yukarıdan baksaydım. olan bitene. doğan her yeni güne, anlam yükleseydik seninle, delirmeden önce.
farklı şehirlerin rüzgarları, farklı bedenlerin gri kokuları ve aitsiz dudaklarının çırpınışı.
sevişmek, bedenin anti depresanıdır.

yüzündeki “yalan” makyajı,
içinin en sevdiğim kamuflajı,
kadın.
neden mi böylesine içteniz?
neden mi deriniz?
çünkü “sahtelik”, transparan giysisi dünyanın.
biz, onun içini biliriz.

gri bir sokaktayım. düşünüyorum da.. bir dahakine kadehimi tanrının masasında kaldıracağım. Ona kötü bir mimar olduğunu ve benden aldıklarını nereye koyduğunu soracağım. alamadıklarına karşı sigara uzatacağım. Melekleri bile işten atacak. ve eğer bir güzellik varsa buraya ait, o senin içine doğacak. Bu sırada sen noktayı nereye koyduğumla ilgileneceksin. O kadar çok nokta var ki, nefes alışlarımı sayacaksın.
Bunu her yaptığımda bir yaprağım daha düşecek, gölgeler biriktireceksin ceplerinde.

sonra bir hayal, yarısından başlıyorum
saçlarını kulağının arkasına atıyorsun, dudakların sigara dumanına çıkış yolunu gösterirken, ışıksız odayı aydınlatıyor gözbebeklerinin kenarındaki beyazlar, hiç dinlemediğin bir şarkının gitar solosunda gülümsüyorsun, güneş önünde eğilmeye yeltenmeli, gözlerin dalıyor.. susmak tehlikeli bir intahar biçimi, susmak… cesaretinin, ruhunu terkedişinin resitali.
şimdi dudaklarının kenarındaki çizgiler derinleşti, sanki oraya bir okyanus yerleşti. ne hissettiğini bilmemi istiyorsun. oysa sadece, seni dinlemeyi istiyorum.

gözlerini kilitliyorsun gözlerimin menzilindeki yere,
eğer merak edersen geçmişi, sesimdeki tınıya alfabeler hediye etmelisin, içimin kapılarındaki tırnak izlerini sökmelisin ruhumda gidebildiğin kadar derine gitmeli ama mutlaka dönmelisin, istersen sonra bu sessizlik ağlatsın seni, ama mutlaka herşeyi, ama herşeyi sana.. karanlık anlatsın. Karanlığa güvenebilirsin. Karanlık hiç’tir. ve hiç’lik sahte değildir. hiç’liğe kimse dokunamaz. karanlığa kimse dokunamaz.

ve bunu her yaptığımda bir yaprağım düşüyor.
köklerim o kadar derin ki,
bu benim en büyük devrimim.
bir yaprağım daha düşüyor,
sonbaharı getiriyorum.
tek başıma
sonbaharı.