PARANOID

hiç kimse izlemiyormuş gibi yaşa, hiç kimse yokmuş gibi sev

kapi1

Kapı

22 Haziran 2017

Parmakuçlarım artık bana itaat etmiyor,
Eğer geceler beni suçlasaydı, aksini iddaa etmezdim de, inkar ederdim.
Kabusların bana sarılmasına anlam veremiyorum, onlar için bir umut ışığı olamazdım.

Uyanıyorum.
Gri bir yatakta, Buraya nasıl geldiğimi, burada nasıl uyuduğumu hatırlamıyorum!
Gözlerimi açtığımda gördüğüm,
bulanık bir oda, kahverenginin hakim olduğu,Göz kapaklarım acıyor.
burnumda ağır bir koku.
Küçük pencerelerden karanlık doluyor duvara, içime.
Gözkapaklarım acıyor,
Doğruluyorum, kollarım acı içinde, doğru olmadığını bilerek,
çığlık sesleri geliyor yan odadan,
sanki bir çocuğun sesi,
ağlıyor sonra çığlık sesi, ağlıyor sonra çığlık sesi.
gidip gitmemekteki kararsızlığım cesaretimi asmak üzereyken, kalkıyorum.
titrek bir şekilde yürüyorum,
kapı açılıyor, zemindeki halılar dikkatimi çekiyor,
hepsi hafızamdan çalınmış resimlerin motifleri, delireceğim.
kafamı kaldırdığımda uzun bir koridordayım. karşılıklı ve yanyana dizilmiş kapılar var
kahverengi olan kapıdan geliyor o ses! , tekmeliyorum.
Açılıyor, sadece kan… siyah renk.
duvarlarda mektuplar var. intahar mektupları var ceset yok.
ses kesildi.
birtanesini okumak için uzanıyorum.
” yüreğimdeki mayın tarlaları ” yazıyor, anlam veremiyorum.
sırtımı döndüğümde bu odanın manzarasının okyanus olduğunu görüyorum,
bir gemi tarafından manzarası tecavüze uğramış bir odadayım.
umarım fırtınalar yeterince uzak değildir.
Merak duyguma yeniğim, diğer odalara gitmek istiyorum.
Odadan çıkıp siyah kapılı olan odaya giriyorum.
burada tek gördüğüm saç.
bir tutam saç odanın ortasında duruyor. kokluyorum. tanıdık geliyor,
saç kuruyup gidiyor ellerimin arasından.
fısıldaşmalar duyuyorum kulaklarımın içinde raks ediyor!
heryerde saklanmış yırtılmış kadın elbiseleri.
Altın rengi, kırık kolyeler.
ve penceresi açık, bu odanın manzarası; uçurum.
aklımı kaçıracağım.
Gözkapaklarım acıyor.Bu odadan çıkmam gerekli, omuzlarımda acı hissediyorum
Dudaklarımda acı hissediyorum, ellerimde acı hissediyorum. ÇIKMAM GEREKLİ!
Koşar adım koridora çıkıyorum ve kapı kendine arkamdan kapanıp kilitleniyor.
Acı bitiyor. Acı eriyip gidiyor.
Farklı bir kapıya doğru yöneliyorum.
Kapıyı açar açmaz,ilaç ve rutubet kokusuyla dolup taşıyor ciğerim.
ilaçlar var. şırıngalar. mavi ve gri haplar.
bir tımarhanede kilitli kalmış ama kaçmayı başarmış birine ait bir oda.
Bu oda insanın delirmesi için inşa edilmiş olmalı, tablolara bakmak bile içimde tsunami yaratıyor.
Aklımı biri tırmalıyor gibi hissettiriyor.
zemindeki cam parçacıklarına basmadan yürümeye ve pencereden aşağıya bakmaya çalışıyorum.
aşağıda, camdan atlamış ama ölmeyi başaramamış olan kişinin can çekiştiğini görüyorum.
Korkuyla odadan çıkıyorum diğer odalarda birileri olabilir,
ve koridora koşup,
gri kapılı odaya aniden giriyorum.
birisi var içeride,bir masada oturuyor, ağlıyor gibi başını ellerinin arasına almış
bana döndüğünde, hayalet görmüşe benziyor. beni gördüğüne eminim oysa.
neden? diyor. neden geldin?
oysa bunu benim sormam gerekiyordu. Tek bir soru sorabiliyorum “neredeyim?”
bilmediğim bir dilde konuşuyor! çok sinirli sonra “hiçliğin içi, içtiğim.”
Ve “boğulana kadar, yanacaksın” diyor.
hiçbi’şey anlamıyorum. bir soru soruyor sanki, umursamıyorum. Odaya dönüp baktığımda,
kaybettiğim eşyaları görüyorum. Kaybettiğim herşey bu odada.
ve hırsızım odayı yüzüme kapatıyor, rahatsız edilmek istemediğine dair not olduğunu görüyorum kapıda,
ve bu odanın yanındaki odadaki kapıya içeriden birisi vuruyor,
ellerim hemen kapı koluna kayıyor,
açılmıyor, ” seni kurtacağım ” diye bağırıyorum.
Tekmeliyorum kapıyı!
kapıya hep aynı tempoda, sakince vurmasına rağmen bana cevap vermiyor.
Sadece kapıya vuruyor,
Ürküyorum. Ne yaparsam yapiyim, ne kadar güç uygularsam uygulayiyim. bu kapı açılmayacak gibi.
bu odanın çok tehlikeli olduğunu hissiyatına kapılıyorum. Bu kapı açılmamalı diye düşünüyorum.
ve inceden, sinsi bir şekilde gülümsediğini duyuyorum.
Tüylerim ürperiyor! bir adım geri atıyorum hemen ve denemeyi bırakıyorum
onun karşısındaki kapıdan gelen koku ilgimi çekiyor.
o kapıyı açıyorum. Papatyalarla dolu bir oda, ve bu odanın ortasında gökkuşağı var.
Gülümsüyorum, nedensizce. herşey çok etkileyici. bir masal gibi.
bir çok duygu geçişi arasındayım. gökkuşağına dokunuyorum ve parmaklarımın renk değişmesini görüyorum.
Binlerce uyuşturucu kullanmış kadar mutluyum.
Merdivenleri üçer beşer zıplayarak koşan cocuklar kadar mutluyum.
Sonsuza kadar bu his sürsün istiyorum.
odada bir tur attıktan sonra koridordan birinin koştuğunu görüyorum
Hemen koridora çıkıp baktığımda, koridorun sonundaki karanlığa girdiğini fark ediyorum.
gitmemeliyim.sonsuza dek bu odada kalmalıyım.
gitmemeliyim.
gidiyorum, adımlarımı hızlandırıyorum ve o karanlığa girdiğimde bir merdiven beliriyor önümde.
merdivenden aşağıya iniyorum, yavaşça.. ve bir kapı görüyorum.
kapının büyük bir gözü var,
kapı gözünden usulca bakmak için yelteniyorum.
kapının gözünden içeriye doğru baktığımda,
içerisi o kadar karanlık ki, ayırt edebildiğim tek şey
kahverengi bir masanın üstünde, yarıya kadar içilmiş içki şişesi,
sigaralarla dolmuş bir küllük ve bir kitaplık.
önce anlam veremiyorum ama sonra benim evim olduğunu anlayabiliyorum.
Tanrım,
Bu kapı gözlerime açılıyor.
Bu kapı gözlerime açılıyor!
ve içeride kilitliyim!
İÇERİDE OLAN BENİM!
aklımın odalarındayım!
TANRIM!
AKLIMIN ODALARINDAYIM!