PARANOID

hiç kimse izlemiyormuş gibi yaşa, hiç kimse yokmuş gibi sev

butunrenklersiradanlastiginda

Tanrının kıyamet tatbikatını içimde uyguladığı bir gecede,
Yalnızlığıma sponsor olan sigaralar var.
Sırtımı sıvazlıyorlar, yanımdalar.. bu yıkımdan beni kaçıran yılkı atım olmak için.
Göz kırpıyorlar, sanki gözlerimdeki gök gürültüsünü duyuyorlar,
çünkü içimde hapsettiğim herşeyi biliyorlar.
hiç gitmediğim bir yere taşınmış gibiyim,
biriktirdiğim herşeyi yitirmiş gibi ya da kumbaralarını kaybetmiş biriyim.
mışıl mışıl ölüyorum,
içeriden kilitli bir kalp,
ve babamı anımsatan bir tablo ile.
bırak tadını çıkarıyim son sigaramın.
bırak yarını biraz daha anlamsız kılayım.
bırak! oraya giriş yok! yırt sol yanımı,
benim kapımın anahtarı şeytanın boynunda bir kolye ve onun en sevdiği aksesuarı,
nasıl alabilirsin ki ondan?
nasıl yapabilirsin ki sonay?
nasıl?
nasıl mı?
Bakışlarıma sığdırdıklarımı gördüğün kadar sarılırsın bana,
ellerin bu konuda çaresiz.
Çarpık cümlelerimden anlam çıkardığın zaman öpebilirsin beni,
dudaklarına iş düşmüyor.
Mimiklerimde saklı geçmişi sormadığın zaman uyuyabiliriz,
göz kapaklarına bunu ilet.
Gözlerimin daldığı yerlere taşınabilirsen eğer,
göz göze gelebiliriz.
ve o an, gözlerine sarılabilirim bakışlarımla,
ama oraya taşınamıyorum, bir dakikalığına bile,
omuzlarından öpebilirim, dudakların bu işe “dur” diyene dek,
ama orayı tanrının fark edip, cennet olarak tanımlamasına izin veremem.
saçlarını tarayabilirim, siyah bir denizin önünde ya da kapalı panjurların arkasında,
ama bu uzaklığa isim takamam, sigaramdan bir fırt almadan..
ölmeyi pek düşünmüyorum,
saçların; demir parmaklıklarım
kokun, içimdeki şehrin atmosferi olmadan.
ve tek isteğim,
sıradanlaştığında bütün renkler.
siyaha tutun,
çünkü bir gün üstünde uyanacağız,
gökyüzüne kök salmış bir bulutun.